25 Ocak 2017 Çarşamba

"ben kendimi lanetliymiş hissediyorum. bu durum lanetli olmak gibi." bunu söyleyen ikinci arkadaşımdı. ve konu aynıydı. insanlar farkında oldukları şeylerin üzerine düşünmeyi tercih mi etmiyor, yoksa gerçekten fark edebilecek kadar düşünemüyorlar mı? belki de hiç bir şeyi düşünmek istemiyorlar. bazı durumlar o kadar bariz bir şekilde açıktır ki. ve insanların bunu ya da bunları fark edememiş olması ve senin insanların bu saf yaklaşımı -buradaki saflık iyilik anlamında değil bildiğin salaklık. ben öyle salak gibi kelimelerle insanları tanımlamayı seven biri değilim.- insanı çıldırtıyor. yani beni çıldırtıyor, bir kaç dostumu da keza öyle. seni çıldırtıyor mu? yani  "abi bu insanlar salak ya" ya da "oha bunu nasıl bu şekilde anlayabiliyor?" falan diyor musun? ben daha fenalarını da söylüyorum. mesela bu insanlar nasıl birinin kötülüğünü isteyebiliyor diyorum, bir insan babasının arabasıyla nasıl övünebiliyor diyorum, neden bu kadar yüksek sesle konuşma gereği duyuyorlar diyorum. ben neler neler demiyorum ki. minibüs şoförü arkadaşımla vedalaşırken neden trip atıp beklemeden gider lan? alt tarafı güle güle diyoruz. devlet büyüğü dediğimiz insanlar nasıl çocuk gibi kavga eder? insan istenmediğini bildiği halde nasıl aşk adı altında biri için körleşir? insanlar neden birbirini aşağılar? bir çocuk nasıl ağlayarak büyür... kim çocukları ağlatabilecek kadar acizleşiyor ya, ve çocuğun ağlamasına göz yumacak kadar körleşmiş insanlar nasıl hala dünyanın havasını sömürebiliyor, benim aklım almıyor. farkında olamayacak kadar duvarları nasıl örüyoruz biz? aklımda yüzlerce soru var, ve ben bu soruları sormaya bile korkuyorum. insanların bu saflığı-az önce açıkladığım saflık durumu- hatta bırakın saflığı falan insanların bu körleşme isteğiyle ya da bu isteğin açıkçası boktan sonuçlarıyla karşılaşacağım diye kimseye bir soru sormuyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder