14 Ağustos 2015 Cuma

kusursuz bir memnuniyetsizlik sabahın sekizinde duş aldı, yalan söylemeyi alışkanlık haline getirmiş ve dev aynasının önünden ayrılmayan kötü ses biriktirmiş bir adamdan sonra. Dinledim onların su seslerini. Saçlarını yıkadıkları anı ya da vücutlarını köpükleme zamanlarını su seslerinden tahmin ettim. Bir ara klozetin çıkardığı ses yüzünden beyaz kapağın üzerindeki sarı damla gözümün önüne geldi. Tavandaki tahtaların desenlerini inceleyerek dinledim onları. Yataktan bir kere kalktım ışığı kapatmak için, gün doğmuştu artık ve ışık yanımdaki pencereden içeri giriyordu. Odadaki tüm çarşafların üstüne memnuniyetsizlik dağılmıştı ve çarşaflar ilk başlarda ağladıkları bu duruma artık sadece göz yumuyorlar, mutsuzluk iniltilerine sığınıyorlardı. Odamdaki perde hafif esen rüzgar sayesinde yatağıma dokunup geri çekiliyordu. Birinin çay suyu koyduğunu duydum ocağa, çaydanlığın birbirine değdiği andaki o metal ses, su sesi, çakmak taşının iç gıcıklayıcı sesi. Evdeki bu kasvetli havanın üzerine birileri çay doldurup sigara yakma derdindeydi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder