5 Mayıs 2016 Perşembe

bakın korktuğum başıma geldi neden anlamak istemiyorsunuz, bunun olacağını biliyordum. ilk başlarda iyi gelmişti. artık o kadar çok düşünmemeye başlamıştım, birden fazla şeye odaklanmıyordum. her şey ayarındaydı. ama şimdi baksanıza şu ellerime her yerinde yaralar çıkmaya başladı. kaşımaktan kendimi alıkoyamıyorum kaşıntısını durdurmak için günde üç taneden fazla içmem gerekiyor şu haplardan. bu haftan on tane içerek intihar eden insanlar var. önceden ne kadar hızlı konuşabiliyordum, nefesimi bir paragraf konuşmaya sığdırabiliyordum. bakın şu halime ayağa kalkıp odanın içerisinde dolaşmaya bile takatim yok. ben ki bu odadaki her konuşmamda dolanıp dururdum. yorulduğumda sizin şu not kağıtlarınızdan birini alır size hatıra olarak bir resim çizerdim. beynimin bir tarafını hep meşgul etmek zorundaydım rahatça konuşabilmekk için, yürürken adımlarımı düzgün atmayı düşünürdüm, kağıtlardaki çizgileri kullanarak resimlerimde hep bir şeyleri gizlerdim. gizleme isteğim vardı, ve ben size gerçekleri anlatmak için resimlerde bir şeyleri gizliyordum. artık resim çizemiyorum. elime boya değdiğinde bu yaraların acısı daha da artıyor. bu yaralar niye çıktı, ani üşümelerim de oluyor. sağ gözüm evet özellikle sağ gözüm çok ağrıyor.

4 Mayıs 2016 Çarşamba

bir kaç yazıdan ibaretiz, bir kitap olmak vücudumdaki çocukları kazımam gerek. ben öyle güzel şeyler yazamıyorum ki, hem yaşadığım evrende güzel yazı yazan insanlar saf sevgiden uzak "sevişir ve yazar adamlar" hem bedeni hem ruhu arındırıyorum kandırmacasıyla uzun yaşar mı acaba diye düşünüyorum. olsun, ben çocukluğuna veriyorum. çocuksu, saf, dürüst, yüzsüz. sevişir ve yazar adamların yüzsüzlükleriyle doluyuz. yüzsüzlükleri bile güzel bazı insanların. ben nerede olduğumu daha çözemedim, çok sevdiğim bir dostumla dertleşiyorum, bazen de güzel insanların yolculukları oluyorum. hayran olduğum adamların sayısı git gide azalıyor, sanırım öyle adamlar erken ölüyor. ben hayran kalmak için saatlerce sorguya çekiyorum bazılarını sırf kendimi inandırmak için bu çaba. ben çok acıtıcı şeyler yapıyor ve bunları hissetmememi sağlayacak ilaçlara para harcıyorum. para her şeyin çözümü, güzel düzen. bu şehirde de bir tek piyanonun başına geçtiğim anların hazzına bağlanarak kalıyorum. para etmeyecek şeylerden mutlu olduğum için belki de düzen beni kabul etmiyor, ben düzenin evi saydığı toprağa akşamsefası çiçekleri ekiyorum. saf sevgi dostlarım, şu dostlarım kelimesinin de gereksizliği beni rahatsız ediyor ama sizlere ne sıfatla sesleneceğimi bilmiyorum. saf sevgi diyordum, sanırım bende büyüyor ve hayatımdaki tüm sevgileri öldürüyorum. ben yazmaya uzaklaşmışım. sevemez olmuş. vicdanımı uyuşturmuşum. cebimde bozukluk bile taşımıyorum artık yol kenarında melodika çalan çocuklar için. yorgan açıldığında üşürüm diyorum, üşümek hissettiriyor. bir an öncesinde var olduğunu üşüme uyuşmasında düşünebiliyorsun.çiçekler ekmek istemiyorum yol kenarlarına. tablolarım yarım. deniz kenarlarında kırmızı sahile vuruyor. fazla yaşamam sanırım zaten bakınca güzele olan inabcım kalmamış, hayal gücümü öldürmüşüm, kendimi kaldırıp çöpe atmışım.
yaşadıklarımı düşünmemem gerektiğini, artık saplantılarımdan kurtulma vaktimin geldiğini düşündüğüm sıralarda bazı destekler sayesinde bunu başarabildim. başarabildim dememin nedeni, son günlerde yaşadığım trajedik yani sorgu halime göre trajedik olan olaylara karşı verdiğim tepkiler. sorgunun süresinin dolacağını hissediyordum, vakti gelmişti karga olup uçmanın. bunlar küçük yazılar. sorguyu özleyeceğim, kurguyu ve kargayı. büyüyorum, sorgu kadar iyi niyetli biri değilim artık veya iyi biriyim diye kendime diretmiyorum. ben kabullenişim, kurguladıklarımla var olacağım. düşünmeyecek yorulmayacağım. yaşasın antidepresanlar, kahrolsun ilaçların kaşındırıcı etkileri. çikolata istiyorum biraz. ben bakkala gidiyorum. pijamayla bakkala gitme rahatlığını seviyorum.

2 Mayıs 2016 Pazartesi

İnsanı yolda tanırsın, kendimde keşfe çıktığım güzel bir yolculuk. Kötü bir insanım. Ben utanmaz rezil bir insanım dostlarım. Ağlamıyorum, buranın sahili güzel ağlamakla burayı kirletmem. Rüzgara karşı uçuyor burada kuşlar. Ve ben bir adamın hüzün dolu yolculuğu oluyorum. Eğer böyle birine dönüştüğünü hissedersen intihar et diyen bir dostumun sözü beynimde dönüp duruyor. Onun yanına gidip beni ağlatmasını istiyorum, temizlen ruh ağlayarak temizlen. Dudağında alışkın olmadığın bir tat var. Bir kaç saate geçecek. Ben yıkmıyorum, yılışdıkça daha sert bir kabuğa kavuşuyorum. Çok soğuk bu şehir, gidip dinlenmeliyim.

17 Nisan 2016 Pazar

Her hissediş, geliş amacına yakınlaştırır. Omzunda ağladığım kadınlar bugünümü bugün yapan. Omzundan diken çıkan kadınlar, ben omuzlarında ağlarken. Hem feda dolu bir parçasını veren hem de kafanı delip kan akışını izleyen. Kanamış kadınlar bunlar. Bu günlerde kadın sıfatının üzerinde fazla duruyorum. Muazzam bir karmaşası yokmu kadının? Vücudunda morluklar var kadının, ne yüzünden morluklar oluştu anlayamıyorum. Biri mi dövdü, ya da bir yerlere mi çarptı kendini, çok şehvetli bir sevişme mi yaşadı. Bilmiyorum, morlukları kapatışını izliyorum. Bir çok acıyı nasıl gizleyebiliyor, hayranlık uyandırıcı. Resmen tüm yaralarını gizleyip markete gidebiliyor, pazara çıkabiliyor, gün için gelen kadınlara yemek hazırlayabiliyor. Ne büyük trajedi tanrı! Ben buna alışamam hayır görmemeliyim bunları. Hissetmemeliyim boşverişini. Ben güçlü değilim tanrım, boşveremiyorum nefes almaya devam edip. İçimden çıkıp kapalı havuzumda yüzemiyorum. Ama bir kadın boynunu örtüsüyle gizliyor, ben kadının ölmüş çocuklarına ağlıyorum. Büyüdükçe dünyanın acınası halini görüyorum. Onlar acınası hallerini ve morluklarını gizlemek için omuzlarından dikenler çıkarıyor. Ben o dikenlerin kafamın içinde nasıl büyüdüğünü hissederek ölüyorum.

16 Nisan 2016 Cumartesi

İlk düştüğümde bana sıfat seçmemi söylediler, kadınım dedim. Bu kadınlık benim. Bu bedeni ilk ben sevdim, ve sevgimin sonsuza ulaşacağı şekilde sarıldım kadınıma. Kadınım, kadınlığım, benim güzel kadınlığım. Bu beden benim dedim. Karşısında durdum düzenlerinin yeni çıkan göğüslerimi saklayarak yürümektense göğsümü gere gere çıktım apartmandan ve dünyaya saldım gökkuşağını. Göğsümden, tahtayı andıran yerinden gökkuşağı çıkardım günlerce. İstediğim adamlara ve kadınlara dokundum. Onların bedenleri hayranlık vericiydi, ve onlara dokunmak benim için parmaklarımda dolaşan küçük bir uğur böceğiydi, uçmasını beklediğim ama istemediğim. Bedenim üzerinden konuştu düzen diye uydurduğumuz mavi aç bir kuş, bedenime ve bedenlere dokunan parmak uçlarıma hakaret etti. Parmaklarımı jiletledi ben ayı olmayı istediğim bir günde uyurken. Sevmeme de hayır dediler sevişmeme de, sevişmekten hep korktum ben. Ben sadece dokundum ve öyle güzel bir el vermiş ki bana tanrı jiletlenmiş yerlerinden fidanlar çıktı parmaklarımın. Sonra bana artık kadınlığın bitiyor dediler, ki ben çok seviyordum vücutlara fidanlar ekmeyi.

3 Nisan 2016 Pazar

müziğin sesi sonuna kadar açık, ve şarkıya eşlik etmeye çalışan adam şarkının bir adım gerisinden şarkıya eşlik edip tüm melodinin güzelliğini yiyor. kafamı gitarın telleri gibi sallıyorum, açık pembe hırkam ve siyah ojelerimle ortama ayak uydurmaya çalışıyorum. ortam, ortamda kağıtlar yazılar yazılmak için değil içine çiçek koyup çiçeklerin ölümünü hissetmek için. gördüğüm her varlık için bir çiçek ekiyorum ve tanrının kafası güzel olsun diye tüm çiçek tarlamı kağıtsız ateşe vereceğim. tanrı bu kadar kötü çocuğuyla uğraşırken ne kadar yorulmuştur, sevgili babacığım. bazen yaşadığım şeylerin gerçek mi yoksa hayal mi olduğunun farkına varamıyorum, saç diplerim ıslak ancak ben bunu balkondayken hissetmek yerine yastığa kafamı koyduğumda hissediyorum. balkonda rüzgar yüzüme vuruyordu. acaba hissetmedim mi? acaba ben o gün o adamla sarılarak mı uyudum, uyuyan ben miydim bunların hepsi bir hayal miydi? hayal gücüm bu kadar yüksek diye belkide böyledir, hayallerim o kadar gerçekçiydi ki her zaman. yaşadıklarımı da hayal diye görmeye başladım. saçlarını örüyor kadınlar, ne kadar güzel kadınlar bunlar. kadınlar neen bu kadar güzel ve oyunbaz, erkekler neden bu kadar saplantılı. erkekler çok saplantılı. kendinde kurtulabilmiş erkekler var sayemde, artık daha güzel bir erkek, artık daha sevgi dolu. güzel bir çocuk büyüttüm. ben onu bana değil, dünyaya yetiştirdim. acısını her anımda yaşıyorum. benim küçük fidanım, küçük fidanımda açan çiçekler kurutularak bir kağıda girdi. biraz tat verdi dilde kalan sarılığa.