6 Ekim 2015 Salı

nasıl gözüktüğümün çoğu zaman bir önemi kalmıyor.
yada masanın üzerinde uyuyakalmamamın.
bir kadının yüzündeki asık ifadede kendime geliveriyorum.
yazıyorum, ya yazıyorum.
bu kadınlara rağmen hala yazabiliyorum.
bağıra bağıra şarkı söyleyebiliyorum.
bir adamla karşılıklı şiir okuyabiliyorum.
arka fonda güzel bir şarkı,
ben manzaraya karşı duran camdan yansıyan yüzüme şiir okuyorum.
aklımda gereksiz bir melodinin üzerine yazılmış melodiden daha gereksiz sözler başa sarıyor.
şarkılarıda sevmiyorum ya.
bilekliğimin tokası bilgisayara vurup ses çıkarıyor,
kadınlar buna  kızıyor, ben bilekliğimi çıkarıp pat diye atamıyorum
edebiyat yapmadığımı anlamayıp bana karşı gülüyorlar.
gülsünler soytarılar, ben bir lambanın anahtarını indiriyorum.
donmuş patates yiyorum  gecenin bir vakti,
su sesleri geliyor banyodan, aksi kadın geldiği yere lanetler savuruyor bir metrekare bile olmayan duşa kabinde.
sarhoşken diyorum,
hangi şarkı ayıkken yazılmıştır ki,
uyuyakalacağım belkide bu tahtakurusu sandalyede.
yıldız alkol almadan yazamaz ki bu satırları diyorum,
illa ki edebiyat okumak gerekmez insanı görmek için.
neyse işte, yine bir dostun yanında, yine bir fazladan insan oluyorum.
kurallara uyuyorum ya, kurallara bu sefer cidden uyuyorum, uyuyorum.
bedenimi sevmeyerek insanlara sövüyorum.
kendime yeterince doyuyorum, doyuyorum ya gereksiz yere tuşlara basıyorum.
bilgisayar bulunmadan önce yaşamalıymışım, kağıt kalem önemliyken hala.
teknolojiyi tatmadan ölmeliymşim.
ölmeliymişim ya, çantasında gizlice tütün taşıyan ve davetlerde nezaketen alkol alan bir kadın olarak ölmeliymişim.
kafa yapan bitkileri keşfedemeden insanlar ben insanları izlemeliymişim.
sarışın adamlara zaafım daha başlamadan bitmeli,
ben bir üst geçitten aşağı kendimi sallandırmadan bitmeliymişim.
ölümlerimi görürüm düşlerimde, cesedim on dokuz kokar, hem de daha taze.
mutsuz kadın suratlarına ağlarım gecelerce, bir duş başlığını anımsatırım sersemliğimle.
ben deliyim diye başlayan bir şiir okurum bir adamla,
güzel adamlar tanırım mor ve siyah.
içimi açarım nezaketle, usul usul.
içime acırım.
ne yavansın be kadın, ne acımasız yokluğun, ne küstahsın gidişinde..
kendime yanarım.
derdim bir bana bilirim.
yüzüm bir aynada düşer,
adam bu karı herkesle sevişebilir der,
ah gülüşüne güzellik kattığım sen nereden bilirsin kadının seninleyken huzur hissettiğini..
hiç kimsede tatmamış huzuru sana sarılırken bulmuş.
huzur dostum, huzur.
adam ne bilsin sarılmanın kokusunu.
sarışın adamları görmesin gözün, yok, yokluk renkleri.
sen ne bilirsin be adamın sadece elini tutup uyumak istemesini.
elini yanağına koyup "böyle kalsın ötesini istemem demesini"
düzüşmekten ibaret gecelerin ne öğretmiş ki sana.
ah be kadın.
özlersin böyle.
özlersin ya, hem sesini hem sohbetini.
tanrının sesini, sazlıkların dansını, yengeçlerin kaçışını özlersin.
anca alkol kana karışınca özlersin zaten.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder